MİT'İN KURUCUSU DA bölücülükle suçlandı. Atatürk olmasaydı ÇERKES DEVLETİ KURACAKTI
Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç, yaklaşık bir yıl önce yazdığı konuyu başka bir vesileyle yeniden köşesine taşıdı. Ardıç, 'MİTin ilk versiyonu' olarak bilinen Teşkilatı Mahsusa'nın kurucusu Kuşçubaşı Eşref Bey'in 'Güney Marmara'da Çerkes Devleti' kurmaya çalışan bir bölücü olduğunu savundu.
KUŞÇUBAŞI KAHRAMAN MI HAİN Mİ?
O zamanlar aynı gazetede çalıştığım bir arkadaşla ters düşmüştük, Kuşçubaşı Eşref Bey konusunda.
Kendisi şu anda işsiz olduğu, bana yanıt veremeyeceği için adını söylemek istemiyorum.
Herkes gibi o da Eşref Bey'i büyük bir "milli kahraman" olarak tanıyor, hatta günümüzde de "memleketi kurtarmak" için ondan yardım istiyor, "ruhuna" mektuplar yazıyordu...
Derken, Eşref Bey hakkında belgeli, resimli bir kitap yayınlandı. (Nasıl olsa alıp okumazsınız, onu da zikretmeye gerek yok.)
İTTİHATÇILARIN ÇERKES LOBİSİ
Kurtuluş savaşımızın başlangıç aşamasında Marmara Bölgesi'nde Yunan ordusuna direnişi örgütleyen İttihatçı Teşkilatı Mahsusa örgütünün, yani Osmanlı devletinin resmi gizli servisinin başı olan Eşref Bey (bu göreve örgütün kurucusu Süleyman AskerBey'in Irak cephesinde intihar etmesinden sonra getirilmişti), Çerkes Ethem ve Çerkes Reşit Bey'lerle birlikte Ankara yönetimine ters düşen ve "saf değiştirenlerden" biriydi!..
Hatta, Yunan subaylarıyla çekilmiş fotoğrafları bile vardı kitapta, karşı cepheye kaçtıktan sonra...
AMAÇLARI 'ÇERKES DEVLETİ' KURMAKTI
Gerçek şuydu: İttihatçıların "Çerkes lobisi", Mustafa Kemal'i ve İsmet'i sevmiyor, onlara boyun eğmek, onların komutası altına girmek istemiyordu.
Asıl amaçları da, birlik ve beraberlik falan değil, dağılan imparatorluktan Güney Marmara bölgesinde bağımsız bir "Çerkes Devleti" çıkarmaktı!
Tıpkı Osmanlı aydınlarından Nuri Sait Paşa'nın Irak devleti, Sami Fraşeri'nin Arnavut devleti gibi...
Ankara bunu asla kabul edemezdi. Tasfiye edildiler.
Eşref Bey bize öğretildiği gibi değildi, bambaşka bir adamdı demek ki.
Bunları uzun uzadıya yazdım.
Arkadaşın buna karşı yazabildiği de (beni de pek severdi, ben de onu severim), yanıtı da ne oldu, biliyor musunuz?
"Ey okuyucu! Bu kitabı alma ve okuma!"
ARDIÇ'IN BAHSETTİĞİ O KİTAP
Engin Ardıç kitabın ismini vermedi ama biz merak eden okuyuculara kitabın ismini de verelim. Ardıç'ın yazısında bahssettiği ve 'Nasıl olsa okumazsınız' diyerek ismini vermediği kitap Ahmet Efe'nin kaleme aldığı "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" adlı kitap. Daha önce de "Gizli Kalmış Bir İhanet Çerkez Kongresi ve Çerkez Ethem" adlı bir risale kaleme alan Efe, kitabı yayınlayan bir yayınevi bulamadığı için kendisi yayınlamıştı. Tarih öğretmeni olan Ahmet Efe, özellikle Çerkesler ve Çerkes Ethem üzerine yazdığı kitaplarla tanınıyor.