Aykut Işıklar gündemi oluşturan magazin olaylarını eleştirdi. Müjde ve Nebahat Çehre'ye verdi veriştirdi.
Demek yeni oyuncularda iş yok. Hâlâ kırk yıllık oyuncular gündemi belirliyor. Onlar da ne yapsın? Eski defterleri karıştırıyor. Züğürtleyen Yahudi tüccar gibi...
Var olduklarını ispat ediyorlar. Bazıları vücudunu üç kez gerdirdi. Fiziksel ve ruhsal olarak dökülüyor ama hâlâ iddialı... Gazetelerde yer alan haberleri de çok komik. Ya iddia ya da hayali bir anı...
Müjde Ar hanım demiş ki 'soyunmak istiyorum.' Vay sen misin bunu diyen. Sayfalar doluyor. Ah Müjdeciğim sanki bu yaşa dek hep kara çarşafla gezdin. Seni ünlü yapan Fuar Kolonyası reklamlarında bile soyunmuştun. Kırmızı puanlı bikinin bile hâlâ anımsanır. Eski filmlerindeki bazı sahneler de hiç unutulmaz. Filmlerde jön kadın oyuncunun soyunmasını sen başlattın.
Senden önce Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ablan senin gibi miydi? Şayet 'Huyum giderek anneme benzemeye başladı. Ağzımdan çıkan sözü kontrol edemez oldum' dersen haklısın. Çünkü bu gerçek...
Aynen Aysel Gürel oluyorsun. Yani Deli Aysel... On yıl sonra kırmızıyeşil- sarı bonus peruk, yeşil çorap, boynunda kocaman saatle filan dolaşırsan hiç şaşırmayacağız. Olsun olsun... Aman babana değil de annene çek. Rahmetli annen çok iyi insandı. Bir gün de oturup Müjde Ar ile ilgili tüm bildiklerimi yazacağım. Niye mi? Bu kadar tribünlere oynaması gerçekten komik...
Bir gün en baştan Müjde Ar'ı anlatacağım. Cem Karaca Kardaşlar'ın bas gitaristi Seyhan Karabay'ın (halen Bodrum'da yaşıyor) "Samim Değer adında bir arkadaşımın eşi var. Gümüşsuyu'nda bir kabarede iki kız arkadaşı ile birlikte sahne işi yapıyor. Dans şarkı işi filan. İsmi Müjde Ar...
Onun hakkında üç beş kelime yazar mısın?" dediğini unutmuyorum. Şimdilerde yıllarca yaptıkları ve yaşadıklarının tam tersi konuşuyor. Milletin nefretini toplayan Hüseyin Üzmez hakkında en son konuşması gereken Müjde Ar'dır. NTV gibi seviyeli bir TV kanalında kökten kesmeyi öneriyor. Şayet bu düşüncesinde samimi ise tanıdığı pek çok kişinin de kesilmesi gerekiyor.
Uzun yıllar birlikte yaşadığı iki erkek... Rahmetli Ertem Eğilmez ve müzisyen Atilla Özdemiroğlu ile arasındaki yaş farkını söylesin. 70 küsur yaşındaki Selda Alkor'un komik komik açıklamalarını okuyorum. Vallahi helal oslun hâlâ dizilerde iş buluyor. Yüzü gerile gerile Ramazan davuluna dönmüş, konuşamıyor ama...
Selda Alkor parlak sanat günlerinde bile bu kadar para kazanmadı. Zaten genç yaşta basketçi ile evlenip sinemayı bırakmıştı. Bu diziler kim bilir kaçıncı baharı. Çolpan İlhan da aynı durumda. Oysa içlerinde en güzel, en beğenileni olan Sevda Ferdağ'ın sesi çıkmıyor. O zamanki gibi onuru ile yaşıyor. Hale Soygazi'yi anan var mı? Oysa abla ve anne rolü için Hale'den daha ideal kim olabilir ki...
Nebahat Çehre ile devam edelim. Geçen gün fena halde kaşındı. Kadınlığı Yılmaz Güney öğretmiş. Bu komik ve yalan iddia, bir gazetede neredeyse manşet haber idi. Kadınlığın ne kadar aşağılandığını söylese... O zaman saygı duyardım sözlerine.
Çünkü Yılmaz Güney ile çok kısa süren evliliğinde ne kadar dayak yediğini herkes biliyor. Hele herkesin içinde ne kadar itilip kalkıldığını bilen pek çok insandan biriyim. Yaşayanlardan biri. Bu gün 70 yaşına gelen Nebahat'e bu ucuz reklam sloganları yakışmıyor.
Sinemada bir hiç idi. En fazla üç filmde başrol oynayabildi. Hep ikinci kadın kaldı. Üstelik kötü kadın rolünde. Sonra bazı sanatçı arkadaşları gibi butikçi oldu. Şişli'de bir pasaj içinde kaçak İtalyan giysileri sattı. Bir ara modacı oldu ama battı. Nebahat'e kadınlığı öğreten, sosyeteye sokan kişi daha sonraki eşi rahmetli Yavuz Demir'dir. Yavuz'u hiç anmadan Yılmaz Güney'den kadınlığı öğrendim dersen...
O zaman Bülent Ersoy'un annesi Necla Erkoç'a sorarlar. 'Neler biliyorsun? diye... Çünkü Nebahat'in annesi ile evli olan rahmetli gazeteci Cahit Poyraz daha sonra Bülent Ersoy'un cici babası olmuştu. Çok laf gidip geldi.